Eşyaların Hafızası
Sesli Okuma

İnsan hafızasının ne kadar güçlü olduğunu söylerler. Oysa bazen hafızamızdan daha güçlü şeyler vardır. Bir koku, yıllardır açılmamış bir çekmecenin içinde unutulmuş bir eşya, bir şarkının ilk notası ya da tesadüfen önünden geçtiğimiz bir sokak... İnsan unutur sanır kendini. Geçmişi geride bıraktığını düşünür. Oysa geçmiş, sessizce bir köşede bekler. Bir gün hiç ummadığımız bir anda karşımıza çıkar ve yıllardır kapalı tuttuğumuz kapıları ardına kadar açar.
Eski bir kitabın arasında unutulmuş kurumuş bir çiçek düşünün. Belki yıllardır o kitabı elinize almamışsınızdır. Sayfalarını açarken çiçek kucağınıza düşer. O an sadece bir çiçek görmezsiniz. Onu size veren kişiyi hatırlarsınız. O günkü havayı, konuşmaları, kalbinizin nasıl çarptığını, o anın içinde saklı kalan bütün duyguları yeniden hissedersiniz. Çünkü bazı eşyalar yalnızca eşya değildir. İçlerinde zaman taşırlar. Sessiz görünürler ama aslında konuşurlar. Üstelik insanların anlatamadığı kadar derin şeyler anlatırlar.
Bir çekmecenin dibinde duran eski bir anahtarın artık hiçbir kapıyı açmıyor olması önemli değildir. Çünkü o, başka kapılar açar. Çocukluğun kapısını, eski bir evin kapısını, artık hayatta olmayan insanların seslerinin yankılandığı günlerin kapısını... İnsan bazen küçücük bir nesneye bakarken yıllar öncesine gider. O kadar uzağa gider ki geri döndüğünde bulunduğu odanın bile yabancı geldiğini hisseder.
Kokular ise hafızanın en sadık bekçileridir. Belki yıllardır hatırlamadığınız bir insanı bir anda aklınıza getirirler. Yağmurdan sonra toprağın kokusu sizi çocukluğunuza götürür. Yeni demlenmiş çayın kokusu kalabalık aile sofralarını hatırlatır. Bir parfüm, yıllar önce hayatınızda yer etmiş bir insanın varlığını yeniden hissettirir. O kişi artık yanınızda olmasa da koku hâlâ onun yokluğunu taşır. İşte bu yüzden bazı kokular insanı mutlu ederken bazıları sebepsiz yere hüzünlendirir. Çünkü aslında kokladığımız şey yalnızca bir koku değil, onunla birlikte gelen hatıralardır.
Şarkılar da böyledir. Bir şarkı bazen yıllarca susar. Sonra bir gün bir dükkânda, bir arabada ya da bir radyoda ansızın çalmaya başlar. İlk birkaç nota duyulur duyulmaz zaman çözülür. Bir anda geçmişe dönersiniz. Belki bir yolculuğa, belki bir vedaya, belki de hayatınızın en güzel günlerinden birine... Şarkılar yalnızca seslerden oluşmaz. İçlerinde yaşanmışlıklar saklarlar. Bu yüzden herkes aynı şarkıyı dinler ama herkes başka bir hikâye duyar.
Bazı şarkılar vardır ki insan onları sevdiği için değil, hatırlattıkları yüzünden dinleyemez. Çünkü her nota bir anıyı uyandırır. Her söz, unutulmaya çalışılmış bir duyguyu yeniden canlandırır. İnsan bazen bir şarkıyı kapatır ama içinde uyandırdığı hatıraları kapatamaz.
Mekânlar da hafızanın sessiz tanıklarıdır. Bir zamanlar her gün geçtiğiniz bir sokaktan yıllar sonra tekrar geçtiğinizde hiçbir şey değişmemiş gibi görünür. Binalar yerindedir, kaldırımlar aynı yerdedir. Ama siz bilirsiniz ki her şey değişmiştir. Çünkü o sokakta yürüyen insan artık siz değilsinizdir. Bir bankın önünden geçerken orada oturduğunuz kişiyi hatırlarsınız. Bir park, eski kahkahaları geri getirir. Bir okul binası, yıllardır duymadığınız sesleri kulağınıza fısıldar.
Bazen bir mekânın kendisini değil, orada bıraktığımız insanları özleriz. Çünkü bazı yerler, içlerinde yaşayan insanlarla anlam kazanır. İnsanlar gidince mekânlar da eksilir. Bir ev aynı evdir ama içinde annesinin sesi olmayan biri için artık bambaşka bir yerdir. Bir şehir aynı şehirdir ama dostlarını geride bırakmış biri için eski sıcaklığını kaybetmiştir.
Belki de bu yüzden hiçbir vedanın ardından sadece insanları kaybetmeyiz. Onlarla birlikte bazı sokakları, bazı şarkıları, bazı kokuları ve bazı eşyaları da kaybederiz. Çünkü onların anlamı o insanlarla birlikte var olmuştur.
Yıllar geçtikçe insan şunu anlar: Hatıralar yalnızca zihinde yaşamaz. Bir fincanın kulpunda, eski bir koltuğun kumaşında, sararmış bir fotoğrafın köşesinde, unutulmuş bir melodinin içinde yaşamaya devam eder. Bu yüzden bazen en ağır yük valizler değil, hatıralardır. Çünkü onları taşımak için ele değil, kalbe ihtiyaç vardır.
Ve belki de hayat dediğimiz şey biraz da budur. Geriye dönüp baktığımızda sahip olduğumuz eşyaların değil, onların içimize bıraktığı izlerin toplamı... Çünkü bir gün bütün eşyalar eskir, bütün sesler susar, bütün yollar başka yerlere çıkar. Ama bir koku, bir şarkı ya da eski bir eşya sayesinde yıllar önce yaşanmış bir an, kalbin bir köşesinde yeniden canlanabilir.
İşte o zaman anlarız ki insan aslında hiçbir şeyi tamamen geride bırakamaz. Geçmiş, bir çekmecede unutulmuş eşya gibi sessizce bekler. Bir gün yeniden bulunacağını bilerek... Ve bulunduğunda, yılların tozunu silkeleyip bize fısıldar:
“Ben hiç gitmedim. Sadece seni bekliyordum.”
Bunu da oku

“iyiliğe İyilik Her Kişinin Kârı; Kötülüğe İyilik Er Kişinin Kârı...”
ESMA SÜLÜ‘NÜN KALEMİNDEN“İyiliğe iyilik her kişinin karı; kötülüğe iyilik er kişinin karı...”Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Esma Sülü · 13.08.2026

Destân-ı Zafer 30 Ağustos Gazeli
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "Destân-ı Zafer 30 Ağustos Gazeli" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 30.08.2026

Yol Meselesi
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “YOL MESELESİ” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 26.08.2026
Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.





